17 Aralık 2019 Salı


   ... izlerden...
 kar yağmasını özledim dedi adam içinden.
tamam elbet soğuk fakirlik içinde ki insanlara zor ama ne yapayım özledim işte.
ilkgençlikte hiçbir erkeğin maddi güçle bile hayatında  ne hayal ne elde edemeyeceği kadar güzellikte kadınlar oldu kış ayazında karlı ve rüzgarlı sabahlara uzanan gecelerde,ince ayarlı devlet yağdanlıklarının korkulu ve soğuk ceset kokulu komünizminin yakıcı güneşinden kaçarken  babamın doğduğu ama büyüyemeden kendi babasiyla Aras ı geçerken amcasını kaybettikleri ve
geride bıraktığı topraklarda...
sonra Elbruzlar, kendi amcamla günler boyu dağlara yürüyüşümüz... gündüz gece demeden sırtında yetişkin yükünden biraz fazlası çocukça pesetmeyen bir inatla hayır taşırım diyerek botun içinde ödemli kanayan ayaklarla son dinlenti yükselti tepesine dolunay parlarken ayakta uyurken yürümek....
aslında hicbir şekilde sonradan doğru insan
olmayan ama nötralize edilen yanlış insanlarla çocukların hayatta hiçbir şey için ezilmesin ve yetişsin diye en zorlayıcı şartlara rağmen yürümek
çam ağaçlarının uğultulu rüzgarında
ensene vuran kar taneleriyle kulakların ağrıyana dek yürümek
ama hep yalnız yürümek
şimdi bazen kızlarımla yürüyorum ....
dilerim bu sene kar adam yapabilirim
her ikisiyle beraber....
bunu anlatması ise zor ve biraz daha zaman alacak sanırım .
hayatta kalırsam o zamana kadar ve
tabi ki
kar adam yapacak kadar kar yağınca anlatırım belki....

11 Aralık 2019 Çarşamba

susmuşsunuz bunca dedi ...
eskiden başka susardım ben dedi adam.
çocuktum o zaman
henüz insanlarla tanışmamıştık.
en fazla sulu kar saçmaya gebe bir kış soğuğunda babamla çinekop alıp
Eminönü Kadıköy vapurunun makine
dairesi önü bol tiresim ve uğultu ve mazot kokulu sığınağından geçip Haydarpaşa Göztepe arası lateral amigdala ürünü tetiklenmis  hayallerin içinden sıyrılıp banliyö hattı boyunca kırık travertenlerin
üstünden sekerek eve döndüğümde karnımı doyurup cizdigim resimlere sonrası uyuyakalmaktı susuşum çocuk iken...
peki şimdi diye sordu...
 eskiden beklerdim ,dedi adam
şimdi ise verilmiş zamanlarda ve vazgeçmeyen sebat ötesinin cocukça suskunluğun üstüne eklediği bilgi deneyimle ve yanıltmayan sezilerden gelen
tokatlari atıyorum insanlara.
ama bundan hiç mi hiç memnun değilim.
neden peki dedi.
herkes anlayacağı kadarını anlayabilir bu hayattan ve insan öz itibariyle iyi bir varlık olabilse de aslında haindir
ve tüm toplam kötülüğe rağmen ilkönce kendinde ki kötüyü ezip , kendini
adayabilecegin iyiye dair
 amaçları olmalı insanın .
sadece vazgeçme hep ekle ve zamanı bekle
zamanı gelince ise buna değeceğine inanıyorsan tüm gücünle vur.

3 Kasım 2019 Pazar

6 sene önceki günleri bazen hatırlıyorum
iki çocuk , düşmüş bir adam , düşmüş bir adama talepleri ve anlayışı doğrultusunda etrafa görüntü adına dahil ettirerek aslında
 sevgiden haberi olmadan  aslında biraz da her kadın gibi standart normal beklentiler içinde bir kadın 
bugün onun kendinden ayrı bildiği ama etrafa görüntü icin eşi dediği adama her çocuksu ayna evresi atağında ağzına ve anlayabildigi kadarıyla beynine
ve ruhuna teptigin .... 
karabasan gibi uzak ....
şimdi sadece çocuklar adına mecburen bile  yanyana
durmaktan eğrinecek denli uzak...
aslında bu yol ... herneyse...
hatırladığım tam sevineceğim derken yanlış 
seçimlerin ve hayatını sürüklenmeye bırakmanın  sonucu idi biraz da olanlar. 
savaşmaya kendini yeniden inşa ya karar vermeden
öncesiydi . altyapı vardı ama şans eseri olasılıklarla bir yere kadar gidebilirdi hayat elbet.
yanlış insanı evlenmek için seçmek yanlış işi seçmek
bunların çoğundan dönebilir insan hasar alsa da
yanlış hayatı seçmenin bedeli ise ödenemez sanırım.
şimdi etrafta bakanlar bu adam biyonik mi hiç durmaz mı bir an olsun gibi methedilmenin
ya da ölecek zaten bu onun için bu acelesi gayreti gibi ya da aşağılayıcı binbir şeyi diyenlerinde  adamın gözünde çok mu ehemmiyeti var. hiç sanmıyorum.
insan ilkönce kendini yıkar ve hiçkimse insanın 
kendisi kadar kendine zarar veremez...
ve insan bir kez ağladığı şey için
bir daha ağlamaz.


1 Kasım 2019 Cuma

bir insanın kendi mevcut fiziki maddi ve manevi zor durumuna ve kötü bilinme olasılığına rağmen  aslında ben birşeyim diyen 
kendini : aslında hiçbirşey veremeden sürekli görüntü vermek beklemek tüketmek kolaycılık istedigini alamayınca cezalandırma sürekli  engel çıkarma nankörlük kavgacılık umursamazlık basitlik ve düşmanlıkla etrafına zarar verdiğini göremeden ve kendine ve aynı benzer anlayış ve kapasitede ki etraf ve topluma dürüstü oynadığını zannederek, sadece taraflardan birinin ölümünü beklemekten başka birşey bilememe seviyesine indirgemiş  mahlukat seviyesinde ki insana,
 tüm olanlar ve hesaplamalardan sonra 
hiçkimseye o dahil muhtaç olmadan,
benim için hiçbir şey ve hicbirşeyim değilsin diyebilmek ve tümsabrı sebattan öte  adına çabası çocuklar adına ve sorumlu hissettigi tüm iyi insanların zarar görmemesi ve insani değerleri korumak adına hickimseden yardım almadan devam edebilmesi....
mümkün olmalı... 

31 Ekim 2019 Perşembe

bazen ne kadar anlatmaya çalışsan eksik kalır 
ama yine de tamamlamaya çalışalım.
  bu sefer insan ilişkileri ve sevgi üzerine 
varılan sonuçlar ve uygulama da ne kadar 
geçerli olabildiği ve olabileceğine dair.
direk damardan girelim halk tabiriyle...
misal evlisindir ölümcül bir hastalıkla 
başediyorsundur. ama anlarsın ki evlenmek 
için imza attığın insanla aranda geçerli hiçbir 
bağ yoktur aslında ,ve belki de evliliğin 
sonucunda bir insanın hayatının en güzel
parçası olan varlıklar yani çocuklar adına
ve onları büyüme sürecinde yaşadığın sürece 
yalnız bırakmamak ve kişiliklerini kazanma
hayatı öğrenme aşamalarında eşlik ve rehberlik
arkadaşlık ve babalık edebilmek ve daha bir sürü
şey uğruna, 
belki de aslında yıllar önce ki sürüklenmen
içinde yalnız kalmamak ve vücut ihtiyacı için 
birini tercih edip ile evlenmemen gerekirken
ki bu bugünkü netice ile direkt bağlıdır,
beklediği veya şeyleri hayatı  bir şekilde bir sebeple 
alamayınca (hayattan anladığı her şekilde 
görüntü vermek olan kurnaz kolaycı 
eğitimli bile olsa az gelişmiş milletin 
bir bireyi olan eş olarak şeçilen bir kadının
erkeğine yani sözde eş olarak seçtiği 
ne olursa olsun beklenti karşılayan , imkanla
kaynağını asla sorgulamayacağı sağlanan l
imkanlarla verdiği görüntü üzerinden bulunduğu ve kafasının bastığı hayat oranında kendini onaylaması
 ,hastanelerden paket program toparlama ile eve gelip hizmete devam eden ve kocanın ölümü üzerinden gelen mal varlığı ile hayat refahı ve onaylama üzerine
kurulu eş anlayışı karşılanmayınca
sürekli kısırdöngü  şeklinde
nankörlük 
bencillik kabalık zorluk
engeller kısıtlamalardan
kavgacılık ve suçlamalardan başka birşey 
veremeyip onarılmayacak aşamalardan geçmesine rağmen ki onarılsa bile şartların devamlılığı ki 
sağlık ve para gerektirir hatta para az bile olsa sağlık olursa (  ki   bu ihtimalin bile sonu yine 
acılı bir ölüme eşlik etmek ise)
yine de olabilir ama bu olasılığın  oluşabilmesi için emek ve sabır ve gayret ve benimseme karşılıklı fedakarlık  gerekir ki  )
bu yapı o insan da yaşı ve kişiliği itibariyle mevcut degildir ve aynı zamanda savunmasına sarılmak için   sürekli hazırda beklettiği eski ayna evresi ile travmalı hayat izlerini atlatamamanın gölgesinde aynı izlerin ezberlerini tekrarlamaya yatkın 
ise 
ve bunun sonuçlarını   hergün
bir şekilde sana yaşatıyorsa
yapabileceğin en iyi şey çocuklar adına katlandığın bu durumu
 (insan sıfatında ki bu şey e kendi hayat anlayışının ve çıkarlarının  dışında ki herşeyi iten ve birbirinize sadece ölmediğiniz için katlandığınız )
en az hasarla  atlatmak için elinden geleni yapmaktir.
not: o birşey yapmayacak kendini yormaz içinde yok içinden gelmez karşılıksız olarak gördüğü anladığı dilde kapasite ve oranda kılıflarla verilmediğini düşündüğü hayat için uğraşmaz bunu kabul et
bu da normal birşey  türk kadını yapısı için)
şunu kabul et çektiğin bunca fiziksel manevi acıya ve ölecegini  bilmene rağmen senin göze aldığını ve gösterdiğin gayreti gelişimi çok az insan goze alabilir ve buna eşlik edebilir. 
o bu insan değil . olamaz. 
sen yoluna devam et.... ve asla vazgeçme ve inancını yitirme... 

26 Ekim 2019 Cumartesi

...sanırım herkesin cehennemi birazda kendine....
kimse duymaz görmez bilmez
bilenler ses etmez ta ki.....
bir zaman fi tarihinde çok sevdiğim kitaplardan birinde geçerdi.
Cumhuriyet Bayramı'nın kerhane bölümü..  aslında kerhane den kasıt tam anlamıyla bir mecaz benzetme ile ülke ve insanlığın içinde bulunduğu durumdu belki....

Sevdigim başka bir kitapta başka biri ise bunu biraz geliştirmişti.
..kim demiş ki Tutunamayanlar Türkiye'nin Ruhunu yazamayacak ....
 aslında burada ki de mecaz bir benzetmedir ve kasıt başkadır ortak çanaktan ve gasptan beslenmeyi kabul etmeyip olan kötülüğü tek başına bile olsa biraz olsun düzeltip iyileştirmeye çalışanlar anlamındadır belki... belki de değil...

şimdi ise biri çıkar ve belki hicbirseyi değiştirmeyecek bile olsa inadına anlatmaya başlar sanırım .... hiçkimse dinlemese bile....
27 Ekim 2019
barış b.p

23 Ekim 2019 Çarşamba



    Sanırım aslında herşey çok önce başlamıştı.
ama ben görememiştim.
ya da görmek istememiştim .
şimdi herşey yavaş yavaş her gün biraz daha fazla netleşiyor.
ve her geçen an yenileri ekleniyor.
sanırım anlatmanın zamanıda geldi geçiyor...
ama elimden geleni deneyeceğim.
senin için Dünya....
    24.10.2019                                               
     barış b.p